Gibi olmamalı mesela ...Şimdi tepetaklak olmuş bir hayatın tam üzerindeyim.Şam sersemine döndüm(ki böyle bir değim yok ben uydurdum şu an) Neyse yani...Sonuç olarak yıllar sonra şok tedavi yöntemiyle aniden ağır bir hastalığa tutuldu ruhum.Yine, yeniden ancak yeni bir şekilde değil.Hep aynı şeyler, aynı gözyaşları, aynı ses tonlarında ki aynı kızgınlıklar ve ruhuma sinsice sinen koyu bir renk var.Mutsuz muyum? Henüz bilemiyorum ancak, buna çok yakın bir şeyim şu anda.
İnsanların paylaşamadıkları ne çok şey var diye düşünüp duruyorum. Özellikle evli insanların. Evliliğe karşı değilim fakat çokta gerekli görmüyorum.En azından insani kimlikten çıkıp kedi-köpek moduna gireceksek.Aman diyim ben almayayım!
Ahh..ahh.. Öyle iç çekip duruyorum.Gözüm korkmuş durumda, hem de çok fena.Hayır anlayamadığım iki kişinin, ve varsa bir çocuk, o üç kişinin mutluluğundan ve huzurundan, ne daha önemli olabilir ki!Akrabalar mı, arkadaşlar mı, evler mi arabalar mı ?Yani ömrünü paylaştığın yol arkadaşların dışında hayatında birinci sıraya koyduğun üçüncü tekil yahut çoğul şahıslar bulunuyorsa ve hatta bu sıradakiler bazen şahıs bile olamıyorsa, şimdiden mutluluğa şöyle irice bir evlada diyebilirsin.Zira ağzımı bozmak istemiyorum ama varoşlarda sana ''nah'' çekerler.Aslında ben de çekerim!
Hane yönetme kılavuzumu lazım kardeşim. Nedir altı üstü mutlu olman gerek, biraz da pozitif zikreden bir beyin lazım! Zaten ortada yönetilecek bir şirket yok ki en büyük yanlış burada zaten. Yaşayacak insanlar var!
Dikkatli olmak lazım yani! Hep diyoruz ya ''bir kere geliyoruz bu dünyaya''.Zaten artık bu mekana dünya demeye de bin şahit lazım! İnsanların hayatları saniyeler içinde kayabiliyor. Gün geçtikçe daha da zorlaşan maddi manevi hayat şartlarının yanına, bir de üfürükten tayyare sorunlar eklemenin anlamı nedir? Bulup bulandıran kısmına laflarım. Biraz kıymet bilmek lazım değil mi ama...
Şimdi moda tabi dakka başı evlen, sonra boşan, bir daha evlen bir daha boşan...''Hacım olmadı biz beraber yaşayalım, zaten evlilik nedir ki yaağğ,boşvercen'' tarzı luzümsuz ve kanımca saçma bir genişlik.Hayır yaşayan yaşasın da şahsen benim için evlilikten bir farkı yok.O yüzden anlamsız geliyor.Hayır değerli zamanımı başka bir insan evladıyla paylaşacaksam, mutluluklarımı üzüntülerimi, bir imza zor gelmese gerek.Hem zaten artık çok kolay bu işler.Evlenmekte boşanmakta müthiş maharet yani anlatamam!
Siz önce, yok beraber yaşayalım yok evlenelim kısmına gelmeden bir adım evvel çok önemli bir aşama var, onu tamamlamanız lazım! Psikiyatrik yahut psikolojik muayene(sonrasında ki tedavi biçimi de önemli tabi) Evet! Aynen buna ihtiyaç var. Hiç olmazsa birbirlerinin hayatını katletmeden yaşamayı öğrenebilmiş, sözde gelişmiş dünyayla ve hayat standartlarıyla baş edebilen, gelişmiş insan modelini etkinleştirmiş oluruz.Yani sözde çoookk sosoyaliz ya, çok moderniz falan ancak en ilkel güdülerimizle baş edemiyoruz. Modern ‘’boşluklar’’ çoğalmaya devam ediyor.
Bozulduk anlayacağınız! .İnsan bozuldu. Evet, aynen bir robot gibi makine gibi. İnsan bozuldu. Çünkü artık duygularımız değil, sonradan edinme dürtülerimizle yaşıyoruz.Duygularımızı bastıran dürtülerimizle.Hatta belki güdülüyoruz.Ki bence bunun belkisi yok, baya güdülüyoruz.Egolar maksimum seviyede, narsistlik beğeni topluyor.Gün geçmiyor ki birileri bin beş yüz elli ikinci kez aşık olmasın ve terk edilmesin.Tüketim çılgınlığının yarattığı, önüne gelen somut veya soyut her şeyi yiyen ancak hazmedemeyen ey insancık! Azcık gözünü aç.Yalnızlığa sürükleniyorsun!
Yani nedir arkadaşım.Yapacağın edeceğin üç günlük ömründe yaşamak ya hu!!Bu kadar lanetleşmeye ne gerek var.Özellikle ikili ilişkiler noktasına takılmış durumdayım çünkü insan olmanın gereği toplu halde iletişim ve etkileşim içersinde yaşamakken, gün geçtikçe bu konuda nasıl daha da berbatlaştığımızı görelim! Daha kadın ve erkek olarak yaşamayı beceremiyoruz.Bu işi kadınlar ve erkekler olarak geliştirmeyi nasıl bekliyorlar yani onu merak ediyorum ben!!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder