
Bu ara pek bir huzurluyum.Korkutucu derecede diyebiliriz hatta.Zaten Cem Yılmaz’ın dediği gibi bizim millet olarak böyle bir sorunumuz var.Mutlu olunca korkmak gibi.Milletçe histerik ya da manik depresifiz.Çeşitli psikolojik hastalıklar acaba genlerimizde mi yatıyor.İlginç tabi,konunun bu kısmına girersek bir daha çıkamayız sanırım.Çıksakta ne derece sağ kalırız bilemiyorum.
Her neyse velhasıl durum bu, çok huzurluyum ve sanki bir dakika sonra biri o kocaman çomağıyla gelip bir şeyleri alt üst edecekmiş gibi hissediyorum.Uzun süreli zor yaşantı,huzursuzluklar ve acıyla başa çıkmayı öğrenme hali sonuç olarak insanda böyle bir mekanizma da yaratıyor olabilir.
Yani zor olanı atlatıp, kolayda mallaşmak nasıl bir duygu gayet iyi biliyorum.
Mesela şimdi ben önüme gelen mutluluğu kuşkuyla karşılayıp,sonuna kadar tüketmekten kaçınıyorum ya,halbüküsü bu durum devreleri cız ettiriyor ve bir süre sonra kaldığımız yerden yani sızlanma ve melankoli davasına dönüş yaptırıyor.Bu tabi ki şu demek değil,tam tersi bir davranış halinde asla mutsuz olmayacaksın!Böylesi bir toz pembe yaşantıdan da bahsetmiyorum.Elbette hayatın bonus yumurtalarıyla nereden karşınıza acı haliyle çıkacağını bilemezsiniz.Fakat dünyaya pozitif bakmak,hayatı pozitif algılamak yani beynini ve ruhunu kötülüklerden çok iyiliklere ve güzel düşüncelere açmak ciddi anlamda etkili.Yani her şeyden önce kendi iç huzurumuz açısından çok daha faydalı bir durum.Yirmi dört saat içinde,ruhunda kocaman bir ağırlık taşımak insanı her anlamda yoruyor bana kalırsa.Belki de öğrenmem gereken asıl şey de budur.Yaşadığım kötü olayları içimde bir yerde hızla birktirmek yerine yaşanıp geçmesine izin vermem gerekir.Ruhumu devamlı olarak bu duyguların barınağı yaptığım takdirde ne gariptir ki mutluluk denilen kavrama uzaydan düşmüş bilinmeyen bir madde muamelesi yapıyorum.Sanki kullanmak için kılavuza ihtiyacım varmış gibi!İstem dışı oluyor bunlar tabi.Yani bir yerden sonra otomatikleşiyor tüm duygular.Sonrasıysa felakete boğuyor insanı.
Neyse ki son zamanlar da artık her şeyin daha çok farkındayım.Bu söylediklerimi eskiden de biliyordum ancak bilmek hiçbir zaman farkında olmak demek olmadığından,jetonumun yeni düştüğü çok açık.Artık hayata karşı daha uysal,sakin ve de açık davranıyorum.Zorluklarla savaşma gibi bir derdim yok,savaşıp galip çıkma gibi bir derdim hiç yok.Artık hayatı can kulağıyla dinlemeye çalışıyorum,yeri geldiğinde kendimi dinletmek adına.Şu genç ve güzel ömürümü milattan öncesinde kalmış olan sıkıntılarla işlemek kendime attığım en büyük kazık oluyor kanımca.Kendini sevmekse olay,budur kendini sevmek ve kendine değer vermek.Her şey yerli yerinde olduğu zaman, neden her şey bu kadar düzgün ki,gibi bir soru sormanın manasızlığı ve mantıksızlığı çok açık.Nedenleri,sebepleri düşünmek elbette normal ancak;işi abartıp henüz var olmayan ve nedense genelde de beyinde acıklı tasarlanan sonun ve yine bilinmeyen bir şekilde kaçınılmazlığına inanarak en güzel günleri berbat etmek cidden delilik.
Şimdi okuyanlarınız ‘’höhhh ama bu kadar kurguluda kimse yapmıyor canım,abartmışın senn’’ diyebilirsiniz.Fakat acıdır ki yukarda da belirttiğim gibi zaten bunların çoğunu bilinçsiz yapıyoruz.Şimdi böyle uzun uzadıya yazınca korkunç geliyor insana ama beynimiz bu bulmacaları çok kısa zamanda çözüp,bilincin en kuytu koşesine yerleştirip,patlamaya hazır bir tür bomba üretiyor.Oldukça hasas zafiyetlerle üretilen bu bomba haliyle patlamak için çookk büyük sebeplere ihtiyaç duymuyor,en ufak sorunda bommm!!Sonuç,beynin her köşesine yayılan mutsuzluk silsilesinin ruha sinmesi olarak şekilleniyor.İşte sonrasında da gelişmiş ergen psikolojisi(bunalımlı yetişkin) olarak tüm dünya kötü,hayatta zaten acı,bak zaten her mutluluğumun bedelini ödüyorum…vs..vs…şeklindeki insanın ömründen ömür çalan bir bakış açısı gelişiyor ,ki akabinde bu felsefe insanın ciddi anlamda ki her tür zorluğa karşı da bağışıklığını yitirmesi ve savunma mekanizmasının devrilmesi demek oluyor.

Tabi yazımın sonunda da eskiden 23 Nisanlar da söylediğimiz Neşeli ol ki genç kalasın’ın sözlerini hatırlatmak isterim.İçinde ki çocuğu kaybetme,yok efendim öldürme katletme,onunla hep iletişimde ol muhabbeti var ya..hah işte,bahsettiğim bir yerde bu kapıya da çıkıyor.Çocuk yaşasın istiyorsan,acıyı karantinaya almayı bileceksin.
neşeli ol ki genç kalasın.
bu dünyadan da zevk alasın.
umutlar hep süslenir neşeyle,
neşeli ol ki genç kalasın.
neşeli ol ki hep artsın gücün.
yorgunluk nedir bilme bütün gün.
umutlar hep beslenir neşeyle.
neşeli ol ki hep artsın gücün.
Hava civa değil ha bunlar.Gerçek!Acı değil bu, tatlı gerçek.Bitter çikolata kıvamın da!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder